Ufuk Yılmaz
HABER
Yazan: Ufuk Yılmaz, 22 Ocak 2014
İZMİR
EGE ÜNİVERSİTESİ, ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
20 OCAK - 15 ŞUBAT 2014

Şenol Tilki ile “BENİM YARATIKLARIM”

Yazıyı beğen ya da paylaş:

Bugünden yarına geç kalmış olmanın telaşı, geçmişten bugüne taşınacak onlarca yük ve sınırsızlığın bedeli...

Ressam Şenol Tilki’nin atölyesinden evime doğru yürürken bu kelimeleri sesli olarak kaydettim. Çünkü iki saati aşan görüşme, sanatçının konukseverliği ile sohbet gibi gerçekleşti ve not tutmama, ses kaydı almama pek gönüllü olmadı.

20 Ocak’ta Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde açacağı kişisel serginin telaşı içindeydi. Ona rağmen kırmamış, görüşmeyi kabul etmişti. Atölyesinde tuvaller boyutlarına göre dizilmişti. Büyük bir tuvali, son dokunuşları yapıldığı için ıslak olarak şövalede asılıydı. Fırçalar, paletler temizlenmiş, yerlerine düzenli olarak konulmuştu. Altısı 200x200cm olmak üzere, 35 adet eserle sergiye hazırdı sanatçı.

Şenol Tilki 1967 Çorum doğumlu... 1992 Yılında Berlin’de Hochschule Der Kunst’ta resim eğitimi almış. Bugüne dek altısı yurt dışında, 25 kişisel ve 45 karma sergi açmış. Eserleri Devlet Resim Heykel, DYO, TRT, Esbank, Tarişbank, Türkiye İş Bankası Sanat Galeriler’inde sergilenmiş, Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (UPSD) üyesidir; diyerek kısacık özgeçmişi ile sanatçıyı tanıyalım.

Kendini sürekli sorgulayarak değişik temalarla igili çalışmalar yapmış, hayvanları incelemiş, dünyadaki önemli bestecilerin eserlerinden ilham almış. Beethoven, Einstein, Mona Lisa gibi önemli dehalar ve yapıtları düş dünyasına katılmış. Mitoloji, psikoloji, fizik ve tarih; her sanatçının olduğu gibi eser oluşum sürecinde onun da etkileşim içinde olduğu alanlar...

Sürrealist bir yaklaşım ile düşsel kompozisyonlarını; kendine özel doku bulutları içine yerleştirmiş sanatçı. Fazla renge gitmeden oluşturduğu zemin üzerinde yer alan asılı nesneler ve figürler; detaysız ışık gölgelerle biçimlendirilmekte. Şüphesiz her yapıtın bir hikayesi var, sanatçıda saklı olan... Tüm bunları görsel imgelerle izleyiciye taşımakta... Düş dünyası hep imkansızı düşlemekte ve sınırsızlığın gizeminde dolaşmakta korkusuzca.

Koskoca tuvallerin içindeki düşsel lekelerin arasında incecik bir iplikle birbirine bağlanan değişik objeler... Bazen küçük kaplar bazen arı iğneleri bazen de kütük parçaları... Filler ve gergedan başları ile birleştirilmiş insan figürleri ve vazgeçemediği petek dokusu...

Düş dünyasından sıyrılmaya niyetlendiğinizde sizi gerçeğe yönlendiren tek bilindik nesneler onlar. Ancak o kadar enteresan bir kurgu var ki sanatçının değimi ile içimizdeki ve dışımızdaki kaos bunu yaratan... Çıkmak ister misiniz? O da ayrı bir soru...

Sınırsızlığın düşleri, çerçevelere sığdırma zorunluluğu ürkütmüyor sanatçıyı, belli. Sınırsızlığı dilemeye devam ederken anlatacaklarından bir haber, geçtiğinde tuvallerin karşısına fırçasından dökülenler yeni düşlere sürüklüyor onu... Biraz masalsı, bir an içinizi acıtacak kadar gerçek... Anlaşılmak değil derdi, niyeti; çünkü anlatacakları hiç bitmeyecek belli.

Son çalışmalarında, günümüzde yaşanan kaos ve şiddete dikkat çekmeyi amaç edinmiş sanatçı... O nedenle son sergisinin başlığı “Benim Yaratıklarım”...

İzmir’de olan sanatseverlerin 15 Şubat akşamına kadar izleyebilecekleri sergiyi kaçırmamalarını öneririm.




Şenol Tilki ile “BENİM YARATIKLARIM”

Şenol Tilki ile “BENİM YARATIKLARIM”

Yazıyı beğen ya da paylaş:
Booking.com






Tavsiye Ettiğimiz Yazılar