Sanat Eleştirmeni Lütfiye Bozdağ
ELEŞTİRİ
Sanat Eleştirmeni Lütfiye Bozdağ, 25 Mart 2015
İSTANBUL
GALERİ NEV İSTANBUL

“Beğendiğim Sergiler” / Lütfiye Bozdağ

Türkiye’de iyi sergiler ve başarılı sanatçılar var. Sayıları az olan bu sergilerden ve sanatçılardan söz etmek, iyi olanı görmek ve hakkını da vermek gerekiyor.

Yazıyı beğen ya da paylaş:

18 Eylül 2014 - 25 Ekim 2014 tarihleri arasında Pilot Galeri’de izlediğim Fikret Atay’ın “Paris Köyü” sergisinden “Yürüyen Anılar” videosu beni çarpmıştı. Son yıllarda çok etkilendiğim, ürperdiğim, duygulanımlarıma engel olamadığım bir çalışma ile karşılaşmak ender yaşadığım bir durum. Bir süredir Türkiye’de yaşamıyor ama aynı şekilde Serpil Odabaşı’nın resimleri karşısında dumura uğradığımı, sarsıldığımı söylemek zorundayım.

Bugün gezdiğim ve beni etkileyen bir başka sanatçıdan ve sergiden söz etmek istiyorum.

NERMİN ER; “aynı anda başka bir yerde ...”

Nermin Er’in Galeri Nev İstanbul’daki “aynı anda başka bir yerde” başlıklı sergisini gezerken, serginin içeriksel bağlamının yanında düzenlenme ve sunulması son derece çarpıcıydı. Küratörü kim diye sorduğumda, galeri çalışanları, sanatçının kendisinin sergiyi tasarladığını ve yerleştirdiğini söylediler. Bir küratör ustalığında tasarlanan serginin tasarımı, içeriğine, içeriği sunumuna katkı sağlarken bu dönüşümsel bütünlüğe galeri mekanın katkısı da aynı derecede önemli.

Heykel bölümünden mezun olan sanatçının bu sergisinde, bana göre; konstruktiv ögeler ağır basıyor. Sergide mekan-zaman sorunsalı tinselliğin gerisinden gelen bir belirlenimle sorgulanıyor. Mekan; yüzeylerin kullanılmasında, zaman ise nesnelerin ardışıklığında ve ışık gölgede belli belirsiz kendisini hissettiriyor. Nesnelerin yüzeyler üzerine düşen gölgesi, loş bir mekanda, lokal ışığın aydınlattığı küçük alanlarda, bir ıssızlık ve zamansızlık yaratıyor. Sanki bütün bir insanlık geçmişi dile geliyor ve kendini en yalın ifadesinde görünür kılıyor. Endüstrileşmenin getirdiği bütün gürültülerden arınan, kaostan arınan bu duruluk kirlenen ve yorulan ruhumuzu adeta temizliyor ve sessizliğin dinginliğinde teskin ediyor.

Mekan ve zaman ilişkisi, bütün işlere damgasını vuruyor. Sanatçının doğayı insana mekansallık eden bir anlamda ele alması, evvel zamanların naif, primitif atmosferini tüm yalınlığıyla hissettirmesi, garip bir zamansızlık hissi yaratıyor. Gördüğünüz yapılar, eski dönemlerde yaşanmışlığın, sanki çok iyi bildiğiniz bir mekanın, gelip sizi yakalaması gibi, doğadaki insan izlerinin en yalın haliyle çağrışımlarını yapıyor.

Galerinin içindeki loşluk ve sessizlik ile oluşan akustik serginin konseptine hatırı sayılır bir katkı sunuyor. Galeri epeyce loş, sadece Nermin’in tasarımları üzerine yansıyan lokal ışık, mekanın sessizliğinden gelen akustik ile birleşince bütün dikkatiniz, boyutları küçük ama etkileme gücü büyük işlere yöneliyor. Galeri ortamı tam bir sessizlik içinde ama bu sessizliğin sesini, ritmini duyuyorsunuz. Bu ses, tıpkı hüzünlü bir şiirin sesi gibi.

Önce hüzün verenin ne olduğunu kesin olarak anlayamıyorsunuz, tanımlanamayan bir kaybın bıraktığı bir burukluk gibi, en derinde duyuyor ve sarsılıyorsunuz. Sonra kaybın ne olduğunu yavaş yavaş sezmeye başlıyorsunuz, kavradıkça ince ince içinize işliyor o sızı. Ana rahminden kopan bebeğin travması gibi, ait olduğunuz o yerden koparılıp alınmanın çaresizliğine dönüşüyor. Doğa ile birarada, iç içe yaşanılan o güven ve sıcaklığın bugün kaybedilmesi, doğadan her kopuşun getirdiği yabancılaşma ve yalnızlaşmayı en derinden, en sessizinden lirik bir romantizm içinde, melankolinin en kronik safhasında sizi yakalıyor. Birbirini bütünleyen bu küçük işler, kullanılan basit ve yalın malzemesiyle, bir çocuğun naif ve narin dokunuşlarında vücut bulmuş gibiler.

Kullanılan malzemelerin doğaya ait olması, az çeşitte ve sayıda olması ile gelen minimalist, purist, ögeler damıtılmış bir safdillilik üzerinden konuşuyorlar. Serginin adı vuku bulmuş, aynı anda başka bir yerde olduğunuz duygusunu kuvvetle hissettiriyor. Bugünden tarihin en eski zamanına gitmiş, insanın an yalın haline tekabül etmiş gibi oluyorsunuz. Işık-gölge ve zemine yansıyan siluetler, insan ıssızlığının, sarsıcı, ürpertici ve büyüleyici etkisiyle tüm ruhunuzu derinden kavrıyor ve insan için en temel şey ne sorusunu akla getiriyor.

Samimi bir dille duygulanım üzerinden yazılan bu eleştiriye neden olan sanatçıyı kutluyorum, Galeri Nev İstanbul’u da böyle bir serginin koşullarını sağladığı ve sergi konseptine gösterdiği duyarlılıktan dolayı kutluyorum. Nermin Er’in gelecek sergilerinin takipçisi olacağım.

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

Reklamlar