Sanat Eleştirmeni Lütfiye Bozdağ
ELEŞTİRİ
Sanat Eleştirmeni Lütfiye Bozdağ, 10 Ocak 2016

Kibele’den…. Sindirella’ya… Eti Behar’ın Heykelleri / Lütfiye Bozdağ

Kadim zamanlardan beri söylencelerde, yeryüzünde ve gökyüzünde, canlı ve cansız ne varsa, her şeyin ruhunu ondan aldığı söylenen, Homeros’un “Tanrılar Anası”, “Yeryüzü Anası” diye bahsettiği Kibele, tüm tanrıların ve insanların anası olarak kabul edilen yüce tanrıça...

Yazıyı beğen ya da paylaş:

Eti Behar, “Kibele’den Sindirella’ya” başlıklı heykel serisinde Kibele’den Havva’ya, Havadan Meryem’e, Meryem’den modern dönemin sembolü olan Sinderalle’ya uzanan bir ikonografiden yola çıkıyor.

Eti’nin son dönem yaptığı form çalışmalarını üç kategoride değerlendirebiliriz. Birinci kategoride; Avrupa’da “Willendorf Venüsü” olarak adlandırılan bereket tanrıçasını referans alan geniş basenli kadın figürleri soyutlamaları söz konusu. İkinci grup heykellerinde ise çok memeli bereket tanrıçası Kibele’ye referans veren soyut Kibele heykelleri, patinası ile arkaik izler üzerine yoğunlaşmamıza yol açıyor. Kibele, bereket, bolluk, doğurganlığın ve üretkenliğin tanrıçası olarak, sanatçının dairesel formları, üst üste bindirmeler, kesme, bölme, kesiştirme, ilave etme, eksiltme yaparak soyutladığı formlar olarak dikkati çekiyor.

Üçüncü grup heykellerinde ise Eti’nin, popüler kültürü ve kitschi eleştirmek üzere yaptığı kırmızı, mor gibi prafan renklerle boyadığı, yuvarlak ve dinamik kadın figürü soyutlamaları, elma ile bütünleşen bir formda karşımıza çıkıyor. Yasak meyve olarak bilinen elmanın, yasağa karşı gelerek, ademin aklını çelen, yasak meyveyi kopartmasına ve cennetten kovulmalarına neden olan günahkar kadın Havva’ya referans veren bir metafor ile ifadesini buluyor.

Eti’nin ikonografik kadın figürlerini soyutlanması, arketipinde kadına ait kodlamaların, nesilden nesile aktarılan erkek-egemen kültürün bir eleştirisi olarak okunabilir. Meryem’in, Maddonna olarak kabul görülmesiyle, Hristiyan ahlaki içinde oluşturulan masum genç kız figürünün sembolü olması, modern dönemin masum ve mağdur genç kızı Sinderalla’ya dönüşerek tanrıçalaşması, kadını kutsuyormuş gibi görünen ancak gerçekte kadını masumiyet adı altında sınırlayan ve hapseden bir kültüre dönüşmsini eleştiriyor.

Eti, ikonaların kiçleşmesini espritüel bir yaklaşımla ele aldığı bir grup çalışmasında ise, arkaik olanı, tarihselliği kültürel ve kavramsal boyutuyla bir arada sorguluyor, Kadın figürünü Kibele’den Havva’ya, Havva’dan Meryem’e, Meryem’den Sindirella’ya uzanan bir anakronizma içinde ele alıyor. Modern dönemin Sindirella’sı ile günümüzün popüler kültür ikonlarına da bir gönderme yapıyor.

Ancak onun, en başından beri ilgisini çeken daire formu, dairenin tüm olası ilişkileri, parçalanmaları, yeniden bir araya getirilmeleri, eksiltmeler ve çoğaltılmaları ile ilgilenmesi, gerek resimlerinde, gerek üç boyutlu formlarında geometrik-soyutlamalara gitmesine ve minimalist, pürist, yalın bir anlatımı seçmesine neden oluyor. Eti’nin ele aldığı yalın geometrik formlar, O’nun yapıtlarında süreklilik kazanan form olan daire ve daireden elde edilen türevler olarak karşımıza çıkıyor.

Sanatçı, resimlerinde iki boyut üzerinde yaptığı çalışmaları “Kibele’den Sindirella’ya” başlıklı serisi ile üçüncü boyuta taşıyor. İç içe geçmiş, üst üste gelmiş, daireler, elipsler ya da yuvarlak hatlar üzerinden gelişen formları soyutlanmış figürler haline dönüştürüyor. Eti, neden yuvarlak formlara ve ikonlara yöneldiğini şöyle ifade ediyor; “dışa doğru, kavisli dinamik formları seviyorum. Beden, basen, meme ya da geometrik daire benim için aynı biçim, bu biçimleri, üst üste bindirip çoğaltmayı seçiyorum. Seçtiğim ikonalar, doğurganlıkla, üretkenlikle ilgili oluşumlar, sanki hep dairesel bir çoğalma ile oluyormuş gibi geliyor, bana”

Bronzu da boyuyor Eti, bu dizinin ilk örneklerini kırmızıya boyamış, mora boyamış, bazı heykellerde ise iki rengi bir arada kullanmış. Sanatçı kırmızının keskin köşeleri yumuşattığına inanıyor, ancak kırmızının dışında siyaha ya da beyaza boyadıkları, bazılarını bronz döküm olarak bıraktığı örnekler de var. Formlarında, bütünlüğü, her bir daire ya da dairemsi modülün diğer modülle kurduğu ilişki bütünselliğinde ele alıyor. Bazı heykellerin boyutları görece küçük olsa da etkileri büyük…

 

• Fotoğraf © Eti Behar izniyle

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

Reklamlar