Sanat Eleştirmeni Lütfiye Bozdağ
ELEŞTİRİ
Sanat Eleştirmeni Lütfiye Bozdağ, 3 Ekim 2016
İstanbul

"Yağmurdan Sonra Duvarların Ardında"

Yazıyı beğen ya da paylaş:

İzmir’de 20 Eylül–12 Ekim 2016 tarihleri arasında görülmek üzere Ekol Sanat Galerisi’nde iki sanatçı sergi açtı. Ali Atmaca’nın sergi başlığı “Yağmurdan Hemen Sonra”, Ayşen Karakaya’nın sergi başlığı ise “Duvarların Ardında” başlığını taşıyor. Bu sergi hakkında yazacağım değerlendirme yazısında iki sanatçının sergi başlıklarını birleştirip tek bir başlık haline getirdim, çünkü bu iki sergi birbirinden aldığı sinerji ile aynı havayı soluyan, doğaya ve sanata bakışları birbirine yakın olan iki sanatçının birbirine aktardıkları paylaşımların sanata yansımasıydı.

Ali Atmaca resimlerinin bazılarında, figüratif üzerinden, bazılarında soyutlamalar üzerinden giden bir dışavurum söz konusu. Desenler bir ritim içinde tekrarlanarak, geniş yüzeyler ve bu yüzeyde üzerinde yer alan daha küçük yüzeyler halinde kompoze ediliyor. Bazı resimlerde, tekrarlanarak devam eden, hacimsiz, volümsüz, perspektif olmaksızın, noktalar, çizgilerle, geometrik formlarla stilize edilmiş insan figürleri ve diğer motifler tekrarlanarak geniş bir yüzey üzerinde bir araya getiriliyorlar.   

Atmaca, klasik temel sanat ögelerini dikkate almayan, perspektifin, hacmin, valorün yerine kendine ait stilizasyonlar ve soyutlamalar koyan,canlı, neşeli, çocuksu imgeleri ve renk kullanımlarını tercih ediyor. Sanatçının, resimlerinde yer verdiği imgeler, çocukluğuna dair izlenimlere dayanmakta. Doğa ile birarada büyüdüğü bir kültürün içinden geçen çocukluğunu, hemen hemen bütün resimlerinde saf renkler, naif, yalın ve basit imgeler üzerinden dışa vuruyor.

Resmin içindeki parçalarla bütün tıpkı Çukurova’da yağmurun gelişi, göğün büyük gri boşluğu, denizin göğe doğru kabarması, arkasından gri bulutların kendisini bırakması, gökle yerin kavuşması ve birbirlerini sürüklüyorlar.

Edip Cansever’in dediği gibi,
“..İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğilimine..”

Ali Atmaca’nın resimleri de yaşadığı yerlere benziyor. Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Toroslarda geçiren ve uzun zamandır Bodrum’da yaşayan sanatçının, deniz ve gökyüzü ile olan ilişkisi, varoluşsal bir öneme sahip. Torosların rüzgârı, Bodrum’da esen fırtına, arkasından gelen yağmur ve yağmur sularının ağaçlara, denize nüfuz etmesini, yağmurun çıkardığı sesi, damlaların sele dönüşmesini içselleştiren sanatçının son dönem ürettiği resimlere “Yağmurdan Hemen Sonra” başlığını koyması da aynı gerekçelere dayanıyor.

Sanatçının resimlerinde tekrar ettiği temel figürler ise; sırf çizgilerden oluşan balıklar, kuşlar, kadınlar, yıldızlar, ay ve güneş...

Doğayla olan ilişkisi, sanatçının bu sembolleri öne çıkartmasına neden oluyor. Sanatçı, bu sembolleri ana renkler üzerinden geniş boyama alanları ve onların içinde yüzen küçük parçaların espası içinde hâkim renge emanet ediyor. Bu hâkim renk çoğunlukla, ya mavi ya da kırmızı.

Bazen kocaman kırmızı bir alan kaplıyor tuvalini, bazen sonsuz huzur ve özgürlüğün mavisi, Akdeniz’in güneşi gibi sarı, sıcak, canlı ve neşeli. Sanatçının Akdeniz kültüründen aldığı enerjinin farklı formlardaki izdüşümlerine tanık oluyoruz. Yağmurla gelen arınma, insanın fazla yüklerinden kurtulması, dinginleşmesi Atmaca resimlerinin bir özeti gibi. Atmaca’nın yaşamıyla üretimleri tam bir paralellik içinde, yalın bir hayat yaşarken resimleri de aynı yalın, naif ve sadelikte.

Bütün resimlerinde kadın figürüne yer vermesini ise sanatçı şöyle açıklıyor. “Niçin kadın figürü? Çünkü ben yaşamımda hep kadınlara inandım, kadınlara güvendim. O yüzden hep kadın çiziyorum.”

Ali Atmaca’nın resminde diğer önemli imgelerden olan kuş ve balık, düşlerin, özgürlüğün, farklı dünyaların simgesi. Kuşlar kanat çırptıkça, göğün maviliğini yaran uzaklara, düşlere, hayaller dünyasına doğru süzülmekteler. Bundan dolayı Atmaca’nın iflah olmaz bir iyimser; düşlerinin peşinde kanat çırpan bir hayalperest olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır, O, sevgiyi, iyimserliği sanatının ve yaşamının odağına yerleştirmiş bir romantik ekspresyonist, kökleri ve gelenekleriyle barışık bir modern, dünyanın ruhuna yüreğiyle bakan bir ressam.

Sergisine “duvarların ardında” başlığını veren Ayşen Karakaya için “duvar” kavramı resimlerinde, metaforik olarak ele aldığı, sorguladığı bir kavram. Görünenle görünmeyen, gerçekle gerçek olmayan arasındaki sınırın adı duvar. Gerçekliğin üzerini kapatan örtüleri açarak imge üzerinden yeni dünyalar kuran sanatçı için, duvar, duvarın içini ve dışını bölen bir eşik, önemli bir kırılmanın evirilmenin adı. Özgürlüğe giden yol, kapalı mekanlardan açık alanlara taşan, enerjinin, dinamizmin plastik dilin imkanları içinde dile gelmesi.

Sınırların olmadığı, özgürlüğün başladığı yaşama ulaşmanın yolu duvarları ortadan kaldırılması. Duvarın metaforik olarak yasaklayıcı, engelleyici, sınırlayan, gizleyen örtüsünü açıp, günışığına çıkartmak için duvarlarla hesaplaşıyor, sanatçı.

Resimlerinde pop imgeleri ele alan Karakaya, duvarların arkası olarak sokağın pop olduğunu, pop ikonları yarattığını düşünüyor. Marlyn Monroe sanatçının resimlerinde yer verdiği ilk pop imgesi olması bakımından önem taşıyor. Çocukluğunun Barbi bebekleri ve sarışın seks ilahı Marlyn, Ayşen için ikonik bir imge haline geliyor. Kadının metaya dönüşmesini sorguluyor sanatçı. Bu sorgulamayı hayvan figürleri kullanarak ironik bir dil üzerinden gerçekleştiriyor. Kadın bedenine bürünmüş hayvanlar, başka yaşam formlarının göstergeleri olarak hayvan-insan bedenleri üzerinden metaforik dilin imkanını izleyiciye sunuyor.

Zaman zaman rakamlar ve yazılara yer verdiği resimlerinde yazı hem kaligrafik olarak dekoratif bir öge gibi kompozisyona dâhil olurken hem de kavramsal olarak sanatçının dışavurumuna katkıda bulunuyor. Günlük hayattan bir problemi ya da toplumsal sorunlara işaret eden kilit kelimeleri plastik dilin içine dâhil eden sanatçının ironik ve eleştirel bir tavır içinde olduğunu görüyoruz. Zaman zaman akan boyamalar ise, sanatçının spontane çalıştığını, kurguyu değil doğaçlamaları sevdiğini gösteriyor. 

Görseller Ali Atmaca ve Ayşen Karakaya’nın izniyle
Eser künyesi: Ali Atmaca

  • 12-Ali Atmaca, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 100x170 cm.,2016
  • 33-Ali Atmaca, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 120x180 cm., 2014-2016
  • 67-Ayşen Karakaya, Tuval Üzerine Akrilik, 150x100 cm., 2010-2011
  • 57-Ayşen Karakaya, Tuval Üzerine Akrilik,110x80 cm.,2015

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

YASAL UYARI! (Telif Hakkı ©)

Telif hakkı yazar ve sanatçıların yarattıkları eserlere sahip olma hakkıdır. Bu site üzerindeki tüm bilgi ve görsellerin kullanımı için sanat.burada.com.tr’nin izni gereklidir.

Bu görselin telif hakları korunma altındadır.

© COPYRIGHT

Booking.com
Reklamlar